BIRGÜN DÜNYA TÜRKLERIN OLACAK!..

Bayrağı dikti, halayı çekti, hatıra pozunu verdi, bir de kalkıp, “Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım. Ama önemli olan adımın boyu değil işlevi” gibi zart zurt laflar etti. Etti de, sadece büyük laf edip büyük lokma yemeye gitmedi tiiii oralara değil mi? Uzay aracı bu, Lise-Bayramyeri dolmuşu değil. Su yakmıyor nihayetinde. Hala da gidiyorlar… Sen kalk dana gibi uzay aracı yap, aya kadar yetecek yakıtı doldur, içine bindireceğin zevatı aylarca komando eğitiminden geçirt, sonra da üç beş kıçı kırık taş, toprak, molozla geri dön. Hadi yaaaa… Yemezler hemşerim! Bakın şimdi anlatayım dünyanın nasıl biz Türklere kalacağını. Dediklerime birer birer şahit olacak, biraz da hoyratça, “Way canına yandımının, bildi la herif…” diyeceksiniz günün birinde. Hatta, “Şerrrrrefsizim ermiş bu adam, yürü be…” diye höykürenleriniz olacak sağda solda. Peki, gelelim mevzuya. Şimdi bu adamlar gitti mi fezaya kardeşim? Gitti. Oraya bayrağını, sancağını dikti mi? Dikti. Oradan arsa-bahçe baktı mı? Baktı. Imar, mimar durumunu çıkarttırdı mı? Çıkarttırdı. Eeeeee? (Çakmaya başladınız yavaş yavaş) Kyoto Protokolü denen bir belge var, bilen bilir. Özetle, yerkürenin korunması yolunda çevresel kirliliğin azaltılması için yapılması gerekenleri içeren uluslararası bir belgedir bu. Çoğu ülke imzaladı bunu. Peki herkes imzalarken neden Amerikan kardeşlerimiz hala imzalamamakta diretiyor? Nedeni gayet basit: Dünyanın turşusunu çıkarttıktan sonra, “Size doyum olmaz. Baaaaayyyy…” deyip, tosur tosur gidebilecekleri bir mekanları var çünkü. Bence ufak ufak taşınmaya başladılar bile. Şimdilik, mobilyaymış, ufak tefek beyaz eşyaymış gibi emtiayı götürüyorlar ağırdan. Soranlara da, “Uzay araştırması, helili, hölülü” felan diyorlar. Dünyanın tam anlamıyla ..oku çıkıncaya kadar inceden taşınacaklar olm anlasanıza. Biz de böööle bakcaz arkalarından. Bir de mektup bırakmış olacaklar Beyaz Saray’da Başkan’ın masasının üstüne: “Sevgili Türk kardeşlerimiz ve diğerleri (muhtemelen Afrikalılar’dan bahsediliyor)... Siz bu satırları okurken biz çoook uzaklarda olacağız. Inanın sizi gerçekten çok sevmiştik. Bizi bugüne dek hiç ama hiç kırmadınız, incitmediniz. Ne desek ‘Okey boooyy’ dediniz. Yemediniz yedirdiniz, giymediniz giydirdiniz (gerçi asıl giydiren bizdik ama neyse). Fakat ne yapalım hayat… Biz şimdi elin yaban uydularına bi gidelim, orda bi işe felan girelim hele, ileride sizi de aldırırız kesin. Asit yağmurları yağar da ıslanırsınız diye vestiyere bol miktarda yağmurluk bıraktık. Dolapta yemek var, ısıtın yiyin. Kuyuların dibini gördüğümüz için bundan sonra petrol metrol derdiniz de olmaz. Nasılsa sıcaklık gölgede 70 dereceye ulaştı. Az daha beklerseniz 100’ü görüp dalya dersiniz. Eeee ne gerek var tüpe müpe? Aha da size yakıt. Kır yumurtayı asfalta pişsin. Biz, Miami Beach dahil (düşünün Mayami Biiiç) tüm plajları, milajları size bıraktık. Valla iyisiniz, bu sene vurdunuz voliyi. Turizmi patlatıverin gayrı. Hem artık şöyle de bir şansınız var: hani siz hep, “Bir zamanlar burası kıraç araziymiş. Dedeme, ‘gel verelim sana şurayı’ demişler. Dedem, ‘naapçam allahın dağında’ demiş. Şimdi oralar milyon Dolarla gidiyo” dersiniz ya, hah işte ondan kurtuldunuz. Artık heryer sizin. Dedelerinizin alamadığı o yerleri felan hep alın, hayrını görün. Bizi soracak olursanız. Eh işte, iç güveysinden halliceyiz. Gül gibi dünyamızı bırakıp gidiyoruz, sırf siz daha rahat yaşayın diye. Hem düşünsenize, yarın bigün birinizin tayini çıkar, yolu düşer buralara, o zaman başımızın üstünde yeriniz var. Bak çekinmeyin sakın. Ölümüzü görün. Gelin, kalın, yiyelim, içelim, eskilerden konuşalım. Haaa… günün birinde demokrasiye ihtiyacınız olursa çekinmeyin. Hiç üşenmeden kalkıp demokrasi de getiririz, başka şeyler de… Anladınız siz onu!.. Byeeee…” Işte böylece dünya bizlere kalacak. Ha bir de Afrikalı kardeşlerimize tabii… Dehşet güzel olacak, hiç merak etmeyin.

Can SINANOĞLU

Kategori: Diğer
Görüntüleme: 15595
Toplam Oy: 90