EYÜP SULTAN’A GIDICEM!

Istanbul Yeditepe, eşyalarım dört ayrı yerde. Kışlık kazak, hırka gibi soğuk gün ısıtıcısı kıyafetlerim Gaziosmanpaşa’da okumam için sırasını bekleyen kitaplarım, müzik ve film cd’lerim, geçtiğim derslerden kalan bir daha nah bakarım notlarım Üsküdar’da bilgisayarım, bağlamam, darbukam, oltam Beşiktaş’ta şu an kullandığım günlük kıyafetlerim ve kitaplarım Gültepe’de hadi yediyi tamamlayayım Istanbul’a ayıp olmasın, okulum Göztepe’ de, sevgilim Kız Kulesi’nde ve ben Galata Kulesi’ndeyim. Özetle göçebeyim kendi yeditepemde. Kediler bol bol sevişmiş, geleneksel birleşme ayı şenlikleri kapanışını büyük bir şaşayla kutlamış ve nice çocuk yapmak isteyen çiftlerin tahrik babası olmuşlardı. Mart kapıdan baktırır hor görme kediyi… Seksi bir aydan sonra mayıs gelmiş bahar olmuş herkes fakat geleneksel birleşme ayı şenliklerini kaçıran kimi kediler açığı kapatma derdinde. Kedi götünü görmüş sana ne! Mayıs yaz geliyor bak haberiniz olsun dediği günlerde hala kalın kış kıyafeti giymem, hem beni görenleri üşütmem açısından hem de mevsime karşı etik olaraktan ayıp… Şarhoştum hatırlamıyorum hakim bey. Sıcak günler giyilen kıyafetlerimin memlekette olması, tüm kışlıklarımın memlekete gitmesi ve aslında tüm bunlara gerek kalmayacak diğer çözüm bir evimin olması ki bu durumda eşyalar ne parça parça eşe dosta dağıtılır ne de getir-götür yapılır, ama evimin olmaması mevsimlere ve birçok şeye geç katılmama neden oluyor. Hemen memlekete gidip kışlıklar stoka yazlıklar ileri yapılması şart! E ailemi de özledim tabi özlemezmiyim. Ama gel gör ki ayrı ayrı yerlerdeki eşyaları bir araya getirmek dert… Üşenme geliyor insana ve bu sebepten seviyorum yazın kazak giymesini. Çok kararlı bir şekilde gidiyorum Gaziosmanpaşa’ya… Büyüğüm, senarist, oyuncu abim Volkan Abi’deki eşyalarımı alıyorum… Volkan Abi de benim gibi hala yüzü gülmeyenlerden. Uzun uzun dertleşiyoruz, sarılıp ayrılıyorum oradan hüzünlü bir şekilde. Ohooo daha Gültepe’ye gidilecek… G.Paşa-Taksim belediye otobüsüne eşyalarımla biniyorum… Klasik hareketim olan müzik dinleme durumuna geçiyorum… Araç hareket ediyor… Ellerim eşyalarda… Az sonra 40 yaşları civarında üstünde pembe pijama ve elinde bir bardak su olan garip bir kadın biniyor otobüse müzik eşliğinde… Garip kadın şoförün yanından hızlıca geçerek yanıma geliyor ve ortaya - Eyüp Sultan’a gidicem. Çocuklar beni bekliyor. Ne demek istediğini anlayamıyorum… Hemen müziği kapatıyorum. Niye kapatmayayım hikaye ayağıma gelmiş. Araç hareket ediyor, garip kadın olduğu yerde dönüyor... - Çok sıcak oldu demi, diyerek yanımdaki boş yere oturuyor. Otobüsteki herkes benimle aynı fikirde çünkü şaşkınız. - Merhaba, diye selamlıyorum. - Selamın aleyküm - Aleyküm selam. Gülmek geliyor içimden… Kadının elindeki su dikkatimi çekiyor, neden su taşıyor ve ne yapacak suyu. Çünkü suyu içmiyor kadın, tutuyor… - Eyüp Sultan’a gidicem ben. - Hmmm. Eyüp Sultan’a? Ne yapıcaksın orda? - Çocuklar beni bekliyor. Su istediler, su götürüyorum onlara. Şimşekler çakmaya başladı kafamda, garip bir korku oluştu içim. - Nerden aldın sen bu suyu? - Veli’den aldım. Hani orda vardı ya. - Hee… Veli kim? Müthiş bir röportaj başladı. Sessizce - Yatır. Sus kimseye söyleme. Arkada arkada… Sessiz ol! - Yatır mı var orda. - Evet… - Nerde bu Veli’nin yeri? - Hani geldik ya, orda… Veli’den su al dediler. Bende su almaya gittim. - Çocuklar nerde şimdi? - Eyüp Sultan’da. - Senin çocukların mı onlar? - Hıı… Evet. - Kaç çocuğun var? - Bissürü. Karnını göstererek - Bi tane de burada var. - Onlar mı senden su istedi? - Evet. Veli’den su getir dediler bana, bende aldım götürüyorum. - Sen nerde yaşıyosun? - Bilmiyorum ki… - Eyüp Sultan’ı biliyor musun? - Biliyorum… Daha çok var mı? Giderek ürpermeye başlıyorum. Nasıl bir kadın bu? Sağ eliyle sıkı sıkı kavradığı kavradığı bardağı göstererek - Su içer misin? - Yok, teşekkür ederim. Garip kadın bir yudum su içti. Konuşurken arasıra parmağını suya bandırıp bu suyla dudaklarını ıslatıyordu. Sessizlik oldu. Garip kadını incelemeye başladım. Nasıl bu hale geldi acaba? Saat gecenin 11’i, ailesi yokmu acaba, ama gerek kıyafet gerek saçlarının gayet güzel kesilmiş ve şekilli olması onunla ilgilenen birilerinin olduğu demek, kafamda çeşitli sorular hızlıca hareket ederken, kadın tekrar konuşmaya başladı. - Sen nereye gidiyosun? Çantalarımı göstererek - Eve gidiyorum - Karnın aç mı? - Çok şükür tokum. - Ben hiç yemek yemedim. Bunu söylerken acıkmış bir insan hali değil daha çok yemek yemek çok gereksiz bir şeymiş halindeydi, sanki ben onları çoktan geçtim diyordu. - Sen hep böyle su mu götürüyorsun çocuklarına? - Hıı… Evet. - Peki her gün mü götürüyorsun? - Hayır. Istiyorlar bende gidip getiriyorum. - Ne sıklıkta istiyorlar. Her hafta mı, her ay mı? - Öyle hep değil… Ilk defa istediler… …………… Sağ eliyle sıkı sıkıya tuttuğu su dolu bardağıyla yanımdan kalktı. - Ben ineyim artık. - Hoşçakalın. Şoförün yanına ulaştı. - Eyüp Sultan’a gidicem. Çocuklar beni bekliyor. Herkes şaşkın şoför de dahil. - Tamam burada ineyim ben… Garip kadın indi araçtan ve son bir veda bakışı attı aracın içine… Araç yoluna devam etti. Olayı algılamaya çalışıyorum. Kadınla konuşmuş olmamdan dolayı tüm bakışlar üzerimde… Dayanamıyorum… - Bomba yaaa, diyerek gerilmiş vücudumun havasını boşaltıyorum. Herkes garip tebessüm! Şizofren olduğuna inanıyorum kadının ve galiba mezarlığa gidecekti elindeki suyu bir bebek mezarına o da büyük bir ihtimal kendi bebeği olsa gerek. Büyük bir travma yaşamış olabilir ya da gördüğümüz kadın bedenine girmiş başka boyuttan bir varlıktı. Tüm yol boyunca bu esrarengiz kadını, elindeki suyu, yüz ifadelerini, sesinin tonunu ve konuştuklarımızı düşündüm. Neden böyle bir an yaşadım. Ve ilginçtir ki, eşyalarımı almaya gitmeseydim böyle birisini hiç göremeyecektim. Daha öncede buna benzer niye ben böyle biriyle karşılaştım durumu oldu hayatımda. Ama bu çok yalnız bir anımda yakaladı beni yoksa bu kadar uzun muhabbet yapılmaz, yapmam için ruh ve sinir hastalıkları merkezine gitmem gerek. Durup dururken niye gideyim. En güzeli eve gitmek. Hem annemi hem babamı ben köyümü özledim!
Kategori: Diğer
Görüntüleme: 24305
Toplam Oy: 314